TÜM MAKALELER
    İcra ve İflas Hukuku10 dk okuma· Av. Ahmet Geçgel

    Borca İtiraz Nedir?

    Kendisine ödeme emri gelen borçluların büyük çoğunluğu, sonunda "borca itiraz ediyorum" diyerek icra dairesine başvurur. Ancak bu üç kelime göründüğünden daha fazla sonuç doğurur.

    Kendisine ödeme emri gelen borçluların büyük çoğunluğu, sonunda "borca itiraz ediyorum" diyerek icra dairesine başvurur. Ancak bu üç kelime göründüğünden daha fazla sonuç doğurur: hangi kalemlere itiraz edildiği, itirazın ne kadarının kabul anlamına geldiği ve sonraki aşamada bu itirazın ne ölçüde genişletilebileceği, davanın kaderini belirler. Bu yazıda borca itirazın ne olduğunu, imzaya itirazdan farkını, itiraz sebeplerinin neden sınırlı kaldığını ve kısmi itirazın sonuçlarını Yargıtay'ın güncel kararlarıyla anlatıyorum. Alanya avukat gözüyle, hem borçlunun hem alacaklının bilmesi gereken noktaları topladım.

    Borca İtiraz Nedir?

    Borca itiraz, borçlunun kendisine gönderilen ödeme emrine karşı, takip konusu borcun tamamına veya bir kısmına, faize ya da takibin diğer unsurlarına yönelik itirazıdır. İtiraz sebepleri ileri sürülüş şekli bakımından ikiye ayrılır: imzaya itiraz ve borca itiraz. İmzaya itiraz, yalnızca senet altındaki imzanın borçluya ait olmadığı iddiasını kapsar; bunun dışındaki bütün itirazlar borca itiraz sayılır.

    Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 18.09.2024 tarihli ve E. 2024/522, K. 2024/439 sayılı kararında da bu ayrım açıkça özetlenmiştir: Borcun mevcut olmaması, ödenmiş olması, ertelenmesi, zamanaşımına uğraması, takas, faiz oranına itiraz ve yetki itirazı gibi haller borca itiraz kapsamına girer. Bu itiraz, alacaklının ilâmsız icra prosedürü içinde borcun olup olmadığının tespit edilmesini sağlayan temel araçtır.

    Borca itiraz, genel haciz yolunda icra dairesine, kambiyo senetlerine özgü haciz yolunda ise icra mahkemesine yapılır. Süre, genel haciz yolunda yedi gün, kambiyo takibinde beş gündür.

    Borca İtiraz İçin Gerekçe Göstermek Zorunlu mu?

    Genel haciz yolunda borçlu, itirazının gerekçesini göstermek zorunda değildir. "İtiraz ediyorum" ya da "borcum yoktur" demek yeterlidir; bu da geçerli bir borca itirazdır. Ancak bu durumun önemli bir sonucu vardır: Gerekçe göstermeden itiraz eden borçlu, sonraki aşamada -itirazın kaldırılması veya itirazın iptali davasında- istediği her sebebi ileri süremez.

    Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 27.02.2024 tarihli ve E. 2023/3967, K. 2024/1842 sayılı kararında bu kural kambiyo takibi özelinde açıklanmıştır: Borçlu, itiraz ederken sebep bildirmek zorunda değildir ve "itiraz ediyorum" gibi bir beyanla yetinebilir. Ancak bu durumda duruşmada ancak alacaklının dayandığı senet metninden anlaşılan itiraz sebeplerini ileri sürebilir; alacaklının muvafakati olmadıkça itirazında bildirmediği ve senet metninden de anlaşılmayan sebepleri sonradan ileri süremez.

    Aynı ilke genel haciz yolunda da geçerlidir ve bu konu bir sonraki başlığın konusunu oluşturuyor.

    İtiraz Sebepleri Sonradan Değiştirilebilir mi?

    İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 63. maddesi, borca itirazın en kritik kuralını içerir: İtiraz eden borçlu, itirazın kaldırılması duruşmasında, alacaklının dayandığı senet metninden anlaşılanlar dışında, itiraz sebeplerini değiştiremez ve genişletemez. Bu kural, yalnızca kambiyo takibiyle sınırlı değildir; kira alacaklarına ilişkin takiplerde de (İİK m. 269/d aracılığıyla) kıyasen uygulanır.

    Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 10.02.2026 tarihli ve E. 2025/9132, K. 2026/717 sayılı kararı bu kuralın pratikte nasıl işlediğini somut bir kira uyuşmazlığı üzerinden gösteriyor. Olayda alacaklı, kira sözleşmesine dayanarak kiracı aleyhine takip başlatmış; kiracı icra dairesindeki itirazında yalnızca "alacaklıya herhangi bir borcum yoktur, borcun tamamına, faize ve tüm fer'ilerine itiraz ediyorum" demiş, kira sözleşmesindeki imzasını veya kira ilişkisinin varlığını açıkça inkâr etmemişti. Yargılama sırasında ise borçlu, taraflar arasında daha önce imzalanmış ve kira bedelini belirli bir dönem için indiren bir ek protokol sunarak borcun bu protokole göre ödendiğini savunmuştu.

    Yargıtay Dairesi (çoğunluk görüşü), bu savunmanın kabul edilemeyeceğine karar verdi. Gerekçesine göre, icra dairesindeki itirazında kira sözleşmesini ve kira ilişkisini açıkça inkâr etmeyen borçlu, bu sözleşmeyi kabul etmiş sayılır ve sözleşmenin varlığı o takip bakımından çekişmesiz hâle gelir. Borçlu, kiranın ödendiğini veya başka bir sebeple istenemeyeceğini icra dairesinde itiraz olarak ileri sürmeli ve kanunda sayılı belgelerle (noterce düzenlenmiş veya imzası tasdikli ya da alacaklı tarafından ikrar edilmiş bir belge) ispatlamalıdır. Yargılama sırasında ortaya çıkan ek protokol, icra dairesindeki itirazda hiç anılmadığı için icra mahkemesinde yeni bir itiraz sebebi olarak değerlendirilemezdi; böyle bir savunma ancak genel mahkemede açılacak ayrı bir davada ileri sürülebilirdi.

    Kararda bir üye farklı görüşte kalarak karşı oy yazmış, ek protokolün varlığının alacaklı tarafından da kabul edildiğini, bu nedenle uyuşmazlığın itiraz sebeplerinin genişletilmesi değil, zaten dosyada bulunan bir belgenin yorumlanması meselesi olduğunu savunmuştur. Çoğunluk görüşü ise İİK m. 63'teki kuralı sıkı biçimde uygulayarak kararı bozmuştur.

    Bu karardan çıkan pratik ders açık: İcra dairesine verilecek itiraz dilekçesi, akla gelen bütün savunma sebeplerini -gerekçeli olsun olmasın- en azından genel hatlarıyla içermelidir. "Borca itiraz ediyorum" demek yeterli olsa da, elinizde somut bir belge veya savunma varsa bunu daha başından dilekçeye yansıtmak, ileride bu savunmayı kaybetmemek için önemlidir.

    İtiraz Dilekçesinde Faize ve Fer'ilere de İtiraz Etmenin Önemi

    Borca itiraz dilekçesinde yalnızca asıl alacağa değil, faize, faiz oranına ve diğer fer'i alacaklara da ayrıca itiraz edilmesi, itirazın iptali davasının seyrini doğrudan etkiler.

    Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 17.04.2024 tarihli ve E. 2023/5570, K. 2024/3563 sayılı kararı bunun usul hukukundaki bir yansımasını gösteriyor. Olayda genel haciz yoluyla başlatılan takipte borçlu, borca, ödeme emrine, faiz oranına ve işlemiş faize itiraz etmişti. İlk derece mahkemesi, alacaklının itirazın kaldırılması talebini reddetmiş; istinaf aşamasında ise "uyuşmazlık konusu değerin kesinlik sınırının altında kaldığı" gerekçesiyle istinaf talebi reddedilmişti.

    Yargıtay bu değerlendirmeyi bozdu. Gerekçesine göre, borçlunun itirazında borca, ödeme emrine, faiz oranına ve işlemiş faize birlikte itiraz etmiş olması, uyuşmazlık konusu miktarın tam olarak belirlenmesini güçleştirmektedir; bu nedenle yalnızca "takip çıkış miktarına" bakılarak davanın kesinlik sınırının altında kaldığı sonucuna varılamaz. Bölge Adliye Mahkemesi'nin istinaf başvurusunu bu şekilde usulden reddetmesi isabetsiz bulundu.

    Bu karar, itiraz dilekçesinde hangi kalemlerin ne kadar tartışmalı hale geldiğinin, sonraki aşamalarda kanun yoluna başvuru hakkını bile etkileyebildiğini gösteriyor. Borca itirazda bulunurken faiz ve fer'ilerin gözden kaçırılmaması gerektiğinin bir başka boyutu budur.

    Kısmi Borca İtiraz ve Sonuçları

    Borçlu, borcun tamamına değil, yalnızca bir kısmına itiraz edebilir. İİK m. 66/1'e göre süresinde yapılan itiraz takibi durdurur; itiraz süresinde değilse veya borçlu borcun yalnızca bir kısmına itiraz etmişse, takibe kabul edilen miktar için devam olunur. Başka bir deyişle, itiraz edilmeyen kısım kesinleşir ve alacaklı bu kısım için doğrudan haciz talep edebilir.

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 03.11.2025 tarihli ve E. 2025/3040, K. 2025/6550 sayılı kararı bu kesinleşmenin itirazın iptali davasına nasıl yansıdığını gösteriyor. Olayda alacaklı, toplam alacağı için takip başlatmış, borçlu ise belirli bir tutarı kabul ederek yalnızca fazlasına itiraz etmişti. Yargılama sonunda mahkeme, alacaklının gerçek alacağını tespit etmiş; ancak borçlunun itiraz etmediği ve bu nedenle zaten kesinleşmiş olan kısmı, hesaplanan toplam alacaktan mahsup ederek yalnızca kalan tutar için itirazın iptaline karar vermiştir. Yargıtay bu hesaplama yöntemini onadı.

    Bu karardan çıkan sonuç: Kısmi itirazda bulunan borçlu, itiraz etmediği kısım için zaten borçlu kabul edilmiş sayılır ve bu kısım icra inkâr tazminatı hesabına da dahil edilmez; itirazın iptali davası yalnızca itiraz edilen ve çekişmeli kalan kısım üzerinden yürür. Bu nedenle borcun ne kadarının kabul edildiği, itiraz dilekçesinde mümkün olduğunca net belirtilmelidir.

    Borca İtirazda Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar

    • İtiraz dilekçesinde borcun tamamına mı yoksa bir kısmına mı itiraz edildiği açıkça belirtilmeli; belirsizlik, kabul edilen miktarın yanlış yorumlanmasına yol açabilir.
    • Faize, faiz oranına ve diğer fer'i alacaklara itiraz edilecekse bu, asıl alacaktan ayrı olarak dilekçede açıkça yazılmalıdır.
    • Kira sözleşmesine dayanan takiplerde, sözleşmenin veya imzanın inkâr edilmemesi, sözleşmeyi o takip bakımından kesinleştirir; sonradan sözleşmenin geçersizliği ileri sürülemez.
    • Elinizde bir savunma belgesi (ödeme makbuzu, protokol, ibraname gibi) varsa, bunu en başından icra dairesindeki itiraz dilekçesinde belirtmek, sonraki aşamada bu belgeye dayanma hakkını korur.
    • Gerekçe göstermeden yapılan itiraz geçerlidir, ancak sonraki aşamada yalnızca alacaklının dayandığı belgeden anlaşılan sebeplerle sınırlı kalınır; bu sınırı genişletmenin yolu, mümkünse itirazı daha ayrıntılı yazmaktır.

    Sonuç

    Borca itiraz, borçlunun ödeme emrine karşı en sık kullandığı savunma yoludur ve gerekçe göstermeden de yapılabilir. Ancak bu kolaylık bir bedel taşır: İİK m. 63 uyarınca itiraz sebepleri, sonraki yargılamada alacaklının dayandığı belgeden anlaşılanlarla sınırlı kalır ve genişletilemez. Kısmi itirazda itiraz edilmeyen kısım kesinleşir; faize ve fer'ilere ayrı itiraz edilmesi, uyuşmazlığın kapsamını ve kanun yolu haklarını etkiler. Bu yüzden itiraz dilekçesi ne kadar kısa olursa olsun, elde bulunan savunma sebepleri mümkün olduğunca eksiksiz yansıtılmalıdır.

    Elinize bir ödeme emri ulaştıysa ya da itiraz edilmiş bir takibi takip ediyorsanız, itirazın kapsamını doğru belirlemek ileride kaybedilecek haklar açısından belirleyicidir. Alanya avukat olarak borca itiraz ve icra süreçleriyle ilgili sorularınız için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

    Sık Sorulan Sorular

    Borca itiraz ile imzaya itiraz arasındaki fark nedir? İmzaya itiraz, yalnızca senet altındaki imzanın borçluya ait olmadığı iddiasıdır. Bunun dışındaki tüm itirazlar (borcun yokluğu, ödenmesi, zamanaşımı, takas, faiz oranı, yetkisizlik gibi) borca itiraz sayılır.

    Borca itiraz için gerekçe göstermek zorunlu mu? Hayır. Genel haciz yolunda "itiraz ediyorum" veya "borcum yoktur" demek yeterlidir. Ancak gerekçesiz itiraz eden borçlu, sonraki aşamada yalnızca alacaklının dayandığı belgeden anlaşılan sebepleri ileri sürebilir.

    İcra dairesinde belirtmediğim bir savunmayı sonradan mahkemede ileri sürebilir miyim? Kural olarak hayır. İİK m. 63'e göre itiraz sebepleri, alacaklının muvafakati olmadıkça sonradan değiştirilemez ve genişletilemez.

    Borcun bir kısmına itiraz edersem ne olur? İtiraz etmediğiniz kısım kabul edilmiş sayılır ve bu kısım için takibe devam edilir. İtirazın iptali davası yalnızca itiraz ettiğiniz kısım üzerinden yürür.

    Kira alacağına dayanan takipte kira sözleşmesine itiraz etmezsem ne olur? Kira sözleşmesini ve varsa altındaki imzayı açıkça inkâr etmezseniz, sözleşme o takip bakımından kesinleşmiş sayılır ve sonradan geçersizliği ileri sürülemez.

    Faiz oranına itiraz etmek önemli mi? Evet. Faize ve faiz oranına ayrıca itiraz edilmesi, uyuşmazlık konusu miktarın belirlenmesini ve buna bağlı kanun yolu haklarını etkileyebilir.

    Borca itiraz takibi durdurur mu? Süresinde yapılan itiraz takibi durdurur. Alacaklı, devam edebilmek için itirazın kaldırılmasını isteyebilir veya itirazın iptali davası açabilir.

    Makalede Kullanılan Yargıtay Kararları ve Özetleri

    1. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2025/9132, K. 2026/717, T. 10.02.2026

    • Konusu: Kira alacağına dayanan takipte itiraz sebeplerinin değiştirilememesi ve genişletilememesi (İİK m. 63'ün m. 269/d yoluyla kıyasen uygulanması).
    • Özeti: Kiracı icra dairesindeki itirazında kira sözleşmesini ve kira ilişkisini açıkça inkâr etmeden yalnızca genel biçimde borca itiraz etmiş, yargılama sırasında ise daha önce imzalanmış bir ek protokole dayanarak borcun indirimli tutar üzerinden ödendiğini savunmuştu. Yargıtay, icra dairesinde belirtilmeyen bu savunmanın itirazın kaldırılması duruşmasında yeni bir itiraz sebebi olarak ileri sürülemeyeceğini, kira sözleşmesine itiraz edilmediği için sözleşmenin o takip bakımından kesinleştiğini belirterek kararı bozmuştur. Bir üye, protokolün varlığının taraflarca kabul edildiği gerekçesiyle karşı oy kullanmıştır.
    • Makaledeki başlık: İtiraz Sebepleri Sonradan Değiştirilebilir mi?

    2. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2023/5570, K. 2024/3563, T. 17.04.2024

    • Konusu: Borca itiraz dilekçesinde faiz oranına ve işlemiş faize de itiraz edilmesinin, uyuşmazlık konusu miktarın ve kanun yolu haklarının belirlenmesine etkisi.
    • Özeti: Genel haciz yoluyla takipte borçlu, borca, ödeme emrine, faiz oranına ve işlemiş faize itiraz etmişti. İstinaf mahkemesi, yalnızca takip çıkış miktarına bakarak uyuşmazlığın kesinlik sınırının altında kaldığına karar vermişti. Yargıtay, faize ve faiz oranına yapılan itirazlar nedeniyle uyuşmazlık konusu miktarın kesin olarak belirlenemeyeceğini, bu nedenle istinaf başvurusunun esastan incelenmesi gerektiğini belirterek kararı bozmuştur.
    • Makaledeki başlık: İtiraz Dilekçesinde Faize ve Fer'ilere de İtiraz Etmenin Önemi

    3. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/3040, K. 2025/6550, T. 03.11.2025

    • Konusu: Kısmi borca itirazda itiraz edilmeyen kısmın kesinleşmesi ve bu kısmın itirazın iptali davasındaki hesaplamaya etkisi.
    • Özeti: Alacaklının başlattığı takipte borçlu, alacağın bir kısmını kabul ederek yalnızca fazlasına itiraz etmişti. Mahkeme, gerçek alacak miktarını tespit ettikten sonra borçlunun itiraz etmediği ve bu nedenle kesinleşen kısmı toplam alacaktan mahsup ederek yalnızca kalan tutar için itirazın iptaline karar vermiş, Yargıtay bu hesaplamayı onamıştır.
    • Makaledeki başlık: Kısmi Borca İtiraz ve Sonuçları

    Dayanak İçtihatlar

    • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2024/522, K. 2024/439, T. 18.09.2024
    • Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2023/3967, K. 2024/1842, T. 27.02.2024
    • Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2025/9132, K. 2026/717, T. 10.02.2026
    • Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2023/5570, K. 2024/3563, T. 17.04.2024
    • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/3040, K. 2025/6550, T. 03.11.2025

    Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut olaya ilişkin hukuki danışmanlık yerine geçmez. Ahmet Geçgel Avukatlık Bürosu, Alanya.