Muris Muvazaası Nedeniyle Tapu İptali ve Tescil Davası
Bir kişi öldükten sonra mirasçılarından biri, mirasbırakanın sağlığında yaptığı bir satışın aslında gerçek olmadığını, diğer mirasçıları maldan mahrum bırakmak için kurgulandığını…
İçindekiler
- 01Muris Muvazaası Nedir?
- 02Muris Muvazaasının Türü: Nispi (Vasıflı) Muvazaa
- 03Hangi İşlemlerde Gündeme Gelir?
- 04İspat Yükü Kimde? Hangi Kriterlere Bakılır?
- 05Mal Kaçırma Amacı Şart
- 06Muris Muvazaası ile Tenkis Davası Arasındaki Fark
- 07Kimler Dava Açabilir, Kime Karşı Açılır?
- 08Dava Açma Süresi Var mı?
- 09Dava Açmadan Önce Hazırlanması Gereken Deliller
- 10Sonuç
- 11Sık Sorulan Sorular
- 12Makalede Kullanılan Yargıtay Kararları ve Özetleri
- 12.1Karar 1
- 12.2Karar 2
- 12.3Karar 3
- 13Dayanak İçtihatlar
Bir kişi öldükten sonra mirasçılarından biri, mirasbırakanın sağlığında yaptığı bir satışın aslında gerçek olmadığını, diğer mirasçıları maldan mahrum bırakmak için kurgulandığını fark edebilir. Bu durumun hukuktaki adı muris muvazaasıdır ve açılacak dava, muris muvazaası nedeniyle tapu iptali ve tescil davasıdır. Bu yazıda muris muvazaasının ne olduğunu, hangi işlemlerde gündeme geldiğini, ispat yükünün nasıl işlediğini ve mahkemelerin hangi ölçütlere baktığını güncel Yargıtay kararlarıyla anlatıyorum. Alanya çevresinde miras kalan taşınmazlarla ilgili yürüttüğüm dosyalarda bu dava türü, aile içi anlaşmazlıkların en sık görülen sebeplerinden biri.
Muris Muvazaası Nedir?
Muris muvazaası, bir kişinin (mirasbırakanın) mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak amacıyla, gerçekte bağışlamak istediği bir taşınmazı, tapuda satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi gibi başka bir işlem görünümü altında devretmesidir. Görünürdeki işlem (satış) ile gerçek irade (bağış) birbirinden farklıdır; bu farklılık bilerek ve mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla yaratılmıştır.
Bu kurumun temel dayanağı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 01.04.1974 tarihli ve 1974/1 Esas, 1974/2 Karar sayılı kararıdır. Karara göre bir kimse, mirasçısını miras hakkından yoksun etmek amacıyla, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazı hakkında tapu memuru önünde iradesini satış doğrultusunda açıklamışsa, saklı pay sahibi olsun ya da olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar, görünürdeki satış sözleşmesinin muvazaalı olduğunu ve gizli bağış sözleşmesinin de şekil koşulundan yoksun bulunduğunu ileri sürerek dava açabilir.
Kanunlarımızda muris muvazaasına özgü bir düzenleme yoktur; kurum esasen Yargıtay içtihadı ve öğreti ile şekillenmiştir. Dava, Türk Medeni Kanunu'nun 706. maddesi, Türk Borçlar Kanunu'nun 237. maddesi ve Tapu Kanunu'nun 26. maddesi çerçevesinde değerlendirilir.
Muris Muvazaasının Türü: Nispi (Vasıflı) Muvazaa
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 09.10.2024 tarihli kararında da vurgulandığı gibi, muris muvazaası nitelik itibarıyla nispi (vasıflı) muvazaa türüdür. Bu, mutlak muvazaadan farklıdır: mutlak muvazaada taraflar hiçbir hukuki işlem yapmak istemez, sadece görünüşte bir işlem yaratırlar. Nispi muvazaada ise taraflar gerçekten bir işlem yapmak ister, ancak bunu saklamak için başka bir işlem görünümü yaratırlar.
Muris muvazaasında miras bırakan gerçekten taşınmazını devretmek istemektedir; sorun, bu devrin niteliğinin (satış veya ölünceye kadar bakma) gizlenmiş olmasıdır. Gerçekte istenen işlem bağıştır, ancak bağışın resmî şekil şartından (tapuda bağış olarak gösterilme) kaçınmak ve mirasçıları aldatmak için işlem satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi olarak gösterilir. Görünüşteki sözleşmenin niteliği tamamen değiştirildiğinden, muris muvazaası aynı zamanda "tam muvazaa" özelliği de taşır.
Hangi İşlemlerde Gündeme Gelir?
Muris muvazaası en sık şu işlem türlerinde ileri sürülür:
- Satış: Mirasbırakan taşınmazını bir mirasçısına ya da üçüncü bir kişiye satış göstererek devreder, ancak bedel gerçekte ödenmez.
- Ölünceye kadar bakma sözleşmesi: Mirasbırakan, bakım karşılığında taşınmazını devreder, ancak gerçek amaç bakım değil mal kaçırmaktır.
- Bağış sonrası zincirleme devirler: Taşınmaz önce bir kişiye (örneğin güvenilir bir akrabaya) devredilir, ardından bu kişi taşınmazı nihai alıcıya (mirasçılardan birine) devreder.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 14.02.2024 tarihli kararı, ölünceye kadar bakma sözleşmesiyle yapılan temliklerin muris muvazaasıyla nasıl ilişkilendirileceğini ayrıntılı olarak ele alır. Karara göre ölünceye kadar bakma sözleşmesinin geçerliliği için sözleşme tarihinde bakım alacaklısının özel bir bakım gereksinimi içinde olması zorunlu değildir; bu gereksinim sonradan doğabilir. Ancak eğer mirasbırakanın asıl amacı bakılmak değil de mirasçılardan mal kaçırmaksa, sözleşme ivazlı (bedel karşılığı) olmaktan çıkar ve altında bağış amacının bulunduğu kabul edilir; bu durumda 01.04.1974 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararı uygulanır.
Kurul, somut olayda mirasbırakanın üç taşınmazdaki payını ölünceye kadar bakma akdiyle, bir taşınmazdaki payını da bağışla davalı kızlarına devrettiğini, bakım ihtiyacını daha az taşınmazla karşılayabilecekken makul ölçüyü aşan bir temlik yaptığını ve mirasbırakan ile davacıların annesi arasındaki ilişkinin iyi olmadığını tespit etti. Bu olgular birlikte değerlendirildiğinde, Kurul temlikin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu sonucuna vardı ve direnme kararını bozdu.
İspat Yükü Kimde? Hangi Kriterlere Bakılır?
Muris muvazaası davalarında en kritik konu ispattır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 09.10.2024 tarihli kararı, ispat yükünün ve buna esas alınacak kriterlerin en açık özetini sunar.
Kurula göre muris muvazaasına dayalı davalarda ispat yükü, muvazaanın varlığını iddia eden davacı taraftadır. Bu, Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi ("taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür") ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 190. maddesindeki genel ispat kuralının bir sonucudur. Mirasbırakanın yaptığı temlikteki gerçek irade ve amacının mirasçıdan mal kaçırmak olduğunu, bunu ileri süren davacı kanıtlamalıdır.
Kurul, mirasbırakanın gerçek iradesinin tespitinin zor olduğunu, çünkü bunun bir iç sorun olduğunu ve gizlendiğini belirtir. Bu nedenle delillerin eksiksiz toplanması ve aşağıdaki objektif olgulardan yararlanılarak bir bütün hâlinde değerlendirilmesi gerekir:
- Ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimler.
- Olayların olağan akışı.
- Mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı.
- Davalı tarafın (alıcının) alım gücünün olup olmadığı.
- Satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark.
- Taraflar ile mirasbırakan arasındaki beşeri (kişisel) ilişki.
Kurul, aynı davada Bölge Adliye Mahkemesi'nin şu değerlendirmesini de onaylamıştır: satış bedelinin resmî akitte düşük gösterilmiş olması, tek başına mirasçılardan mal kaçırma iradesiyle muvazaa yapıldığının kabulü için yeterli bir ölçüt değildir. Mahkeme, davalının devir tarihinde aktif ticaret hayatında olduğunu, mirasbırakanla birlikte çalıştığını, mirasbırakanın taşınmazın büyük kısmını elinde tuttuğunu ve mirasçılar arasında husumet bulunmadığını tespit ederek muvazaa iddiasının ispatlanamadığı sonucuna ulaşmış, Kurul da bu değerlendirmeyi onamıştır.
Bu karar şunu gösteriyor: tek bir olgu (örneğin düşük satış bedeli) muris muvazaasını kanıtlamaya yetmez. Mahkeme, yukarıdaki kriterlerin tümünü birlikte değerlendirir ve sonuca varır.
Mal Kaçırma Amacı Şart
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 14.02.2024 tarihli kararı, muris muvazaasının uygulanabilmesi için mirasbırakanın mal kaçırma amacının varlığının zorunlu olduğunu açıkça vurgular. Karara göre muris muvazaasını diğer nispi muvazaalardan ayıran temel unsur, işlemin mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla yapılmış olmasıdır. Muris muvazaasına dayalı bir davanın kabul edilebilmesi için mirasbırakanın muvazaalı işlemi yaparken gerçek irade ve amacının mirasçılarından mal kaçırmak olması gerekir. Mirasbırakanın mirasçılarından mal kaçırma amacının bulunmadığı durumlarda, 01.04.1974 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararı'nı uygulama imkânı yoktur.
Bu nedenle davada sadece "satış gösterildi ama bedel ödenmedi" demek yetmez; mahkeme, mirasbırakanın bu işlemi neden yaptığını, makul ve haklı bir nedeni olup olmadığını da araştırır. Örneğin gerçekten bakıma ihtiyacı olan ve bu ihtiyacı karşılamak için taşınmazını makul oranda devreden bir mirasbırakanın işlemi, mal kaçırma amacı taşımayabilir.
Muris Muvazaası ile Tenkis Davası Arasındaki Fark
Muris muvazaası davası, mirasçının doğrudan tapu kaydının iptalini ve kendi payı oranında tescili talep ettiği bir davadır. Tenkis davası ise farklıdır: mirasbırakanın saklı paylı mirasçıların (örneğin çocukların) yasal paylarını ihlal edecek şekilde yaptığı bağışların, saklı payı aşan kısmının iadesini konu alır. İkisi farklı hukuki temellere dayanır ve genellikle davalar terditli (kademeli) olarak açılır: önce muris muvazaası nedeniyle tapu iptali, bu kabul edilmezse tenkis talep edilir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 09.02.2026 tarihli kararı bu ayrımı somut bir olayla gösteriyor. Davada, bir taşınmazın yarı payı mirasbırakan tarafından davalı kızına, mirasbırakana ait diğer yarı pay ise doğrudan mirasbırakan üzerine kayıtlıydı. Davacı, bu ilk payın (mirasbırakandan gelen ½ pay) davalı kızına mal kaçırma amacıyla muvazaalı olarak devredildiğini, bu kızın da payını başka bir kız kardeşe muvazaalı olarak devrettiğini ileri sürmüştü.
İlk derece mahkemesi davayı kabul etti. Bölge Adliye Mahkemesi ise ayrım yaptı: mirasbırakandan gelen ½ payın davalı kızına mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olarak devredildiği tespiti doğruydu. Ancak bu kızın kendi payını (aslında mirasbırakandan gelmeyen, kendisine ait olan payı) diğer kız kardeşe devretmesi farklı bir hukuki nitelikteydi; bu devirde "bedelini mirasbırakanın ödediği" iddiası, muris muvazaası davasının konusu olamaz, ancak tenkis davasının konusu olabilirdi. Bölge Adliye Mahkemesi bu gerekçeyle davayı kısmen kabul etti ve Yargıtay 1. Hukuk Dairesi bu kararı onadı.
Bu karardan çıkan önemli sonuç şu: muris muvazaası davası, sadece mirasbırakana ait olan ve doğrudan mirasbırakan tarafından yapılan devirler için işler. Bir mirasçının kendi payı üzerinde yaptığı sonraki bir devir, muris muvazaası davasının kapsamına girmez; bu, ancak ayrı bir hukuki temelle (örneğin tenkis veya başka bir muvazaa iddiasıyla) ileri sürülebilir.
Kimler Dava Açabilir, Kime Karşı Açılır?
Muris muvazaası nedeniyle tapu iptali ve tescil davasını, miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar açabilir; bu hak saklı pay sahibi olup olmamaya bakılmaksızın tanınmıştır. Dava, taşınmazın tapuda kayıtlı olduğu kişiye (kayıt malikine) karşı açılır. Taşınmaz zincirleme olarak birden fazla kişiye devredilmişse, dava son kayıt malikine karşı açılmalı ve önceki devirlerin de muvazaalı olduğu ispatlanmalıdır.
Miras ortaklığına dahil bir talebin (örneğin terekeye ait bir hakkın tespiti) üçüncü bir kişiye karşı ileri sürülmesi gerekiyorsa, TMK m. 640 uyarınca tüm mirasçıların birlikte hareket etmesi veya tereke temsilcisi atanması gerekebilir. Ancak muris muvazaası ve el atmanın önlenmesi gibi mülkiyetten kaynaklanan haksız fiil niteliğindeki davalarda, mirasçılardan biri kendi miras payı oranında tek başına dava açabilir; bu, Yargıtay'ın yerleşik uygulamasıdır.
Dava Açma Süresi Var mı?
Muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescil davası, kural olarak zamanaşımı veya hak düşürücü süreye tabi değildir. Yerleşik içtihatta bu davalar, resmî şekle uyulmadan yapılan (aslında bağış olan) bir işlemin sonucu olan yolsuz tescile dayandığından, geçerli sözleşmeler için öngörülen zamanaşımı hükümleri uygulanmaz. Bununla birlikte, uzun süre geçmesi ispat açısından zorluk yaratabilir; tanıkların hafızası zayıflar, belgeler kaybolabilir. Bu nedenle hak kaybı riski süreyle sınırlı olmasa da, dava açmayı geciktirmek çoğu zaman aleyhe işler.
Dava Açmadan Önce Hazırlanması Gereken Deliller
Muris muvazaası davasında ispat yükü davacıda olduğundan, dava öncesi hazırlık büyük önem taşır:
- Tapu kaydı ve tapu tarihçesi (varsa önceki devirler dahil).
- Devir tarihindeki resmî senet ve akit tablosu.
- Devir bedelinin ödendiğini gösteren banka kayıtları (varsa) ya da ödenmediğini gösteren delil eksikliği.
- Mirasbırakanın devir tarihindeki ekonomik durumunu, diğer mal varlığını gösteren belgeler (tapu kayıtları, banka hesapları, vergi kayıtları).
- Mirasbırakan ile taraflar arasındaki ilişkiyi gösteren tanık beyanları.
- Taşınmazın devir tarihindeki gerçek değerini gösteren bilirkişi incelemesi için zemin hazırlayan bilgiler (emsal satışlar, belediye rayiç bedelleri).
- Mirasbırakanın sağlık durumu, yaşı ve varsa bakım ihtiyacına ilişkin belgeler (özellikle ölünceye kadar bakma sözleşmesine dayalı devirlerde).
Yargılamada mahkeme genellikle keşif yapar, bilirkişi incelemesi yaptırır ve tanıkları dinler. Bu deliller, yukarıda sayılan objektif kriterler (mirasbırakanın makul nedeni, alım gücü, bedel farkı, kişisel ilişkiler) ışığında değerlendirilir.
Sonuç
Muris muvazaası nedeniyle tapu iptali ve tescil davası, bir mirasbırakanın mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla yaptığı gizli bağışları ortaya çıkarmanın temel yoludur. Davanın kabul edilebilmesi için mirasbırakanın gerçek amacının mal kaçırmak olduğunun ispatlanması gerekir; bu ispat, tek bir olguya değil, mirasbırakanın makul nedeninin bulunup bulunmadığı, alıcının alım gücü, bedel farkı ve taraflar arasındaki kişisel ilişki gibi birçok kritere birlikte bakılarak yapılır. Zincirleme devirlerde hangi payın mirasbırakandan geldiği, hangi payın ise sonraki bir mirasçının kendi payı olduğu ayrımı da davanın sonucunu belirler. Miras kalan bir taşınmazla ilgili böyle bir şüpheniz varsa, dava açmadan önce tapu kaydını ve devir geçmişini bir Alanya avukat ile birlikte incelemeniz hak kaybını önleyebilir. Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut olayınız için dosya üzerinde ayrıca değerlendirme yapılması gerekir.
Sık Sorulan Sorular
Muris muvazaası nedir, kısaca?
Mirasbırakanın, mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak amacıyla gerçekte bağışlamak istediği bir taşınmazı, tapuda satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi gibi başka bir işlem görünümü altında devretmesidir.
Muris muvazaası davasını kimler açabilir?
Miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar, saklı pay sahibi olup olmadıklarına bakılmaksızın bu davayı açabilir.
Dava kime karşı açılır?
Taşınmazın tapuda kayıtlı olduğu son malike karşı açılır. Zincirleme devirlerde son kayıt malikine karşı dava açılır ve önceki devirlerin de muvazaalı olduğu ispatlanmalıdır.
Muris muvazaası davasında zamanaşımı var mı?
Kural olarak bu dava zamanaşımı veya hak düşürücü süreye tabi değildir. Ancak uzun süre geçmesi ispatı zorlaştırabileceğinden dava açmayı geciktirmemek önemlidir.
Düşük satış bedeli tek başına muvazaayı kanıtlar mı?
Hayır. Yargıtay içtihadına göre satış bedelinin gerçek değerin altında gösterilmiş olması tek başına yeterli değildir. Mahkeme; mirasbırakanın makul nedeni, alıcının alım gücü, taraflar arasındaki ilişki gibi tüm olguları birlikte değerlendirir.
Muris muvazaası ile tenkis davası aynı şey mi?
Hayır. Muris muvazaası davası, mirasbırakanın kendi yaptığı muvazaalı devri hedef alır ve tapu iptaliyle sonuçlanabilir. Tenkis davası ise saklı payı ihlal eden bağışların, saklı payı aşan kısmının iadesini konu alır. Bir mirasçının kendi payı üzerinde yaptığı sonraki devir, muris muvazaası davasının değil, tenkis davasının konusu olabilir.
Ölünceye kadar bakma sözleşmesiyle yapılan bir devir muris muvazaası sayılır mı?
Sözleşme kendi başına geçerlidir; ancak mirasbırakanın gerçek amacı bakılmak değil mirasçılardan mal kaçırmaksa, sözleşme bağış niteliğinde kabul edilir ve muris muvazaası hükümleri uygulanabilir.
Makalede Kullanılan Yargıtay Kararları ve Özetleri
Karar 1
- Künye: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2023/270, K. 2024/507, T. 09.10.2024
- Konusu: Muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tazminat ve tenkis davası; ispat yükü ve ispatta esas alınacak objektif kriterler.
- Özeti: Davacılar, mirasbırakanlarının oğluna ve onun kurduğu bir şirkete yaptığı taşınmaz devirlerinin mirasçılardan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürmüştür. Hukuk Genel Kurulu, muris muvazaası davalarında ispat yükünün muvazaanın varlığını iddia eden davacı tarafta olduğunu (TMK m. 6, HMK m. 190) belirtmiştir. Mirasbırakanın gerçek irade ve amacının tespiti için ülke ve yöre gelenekleri, olayların olağan akışı, mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı tarafın alım gücü, satış bedeli ile gerçek değer arasındaki fark ve taraflar arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan birlikte yararlanılması gerektiğini vurgulamıştır. Somut olayda düşük satış bedelinin tek başına muvazaayı kanıtlamaya yetmediği, davalının alım gücü ve mirasbırakanla ilişkisi gözetildiğinde muvazaa iddiasının ispatlanamadığı sonucuna varılarak direnme kararı onanmıştır.
- Makaledeki başlık: İspat Yükü Kimde? Hangi Kriterlere Bakılır?
Karar 2
- Künye: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2022/388, K. 2024/97, T. 14.02.2024
- Konusu: Ehliyetsizlik ve muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tenkis davası; ölünceye kadar bakma sözleşmesiyle yapılan temliklerde mal kaçırma amacının varlığı şartı.
- Özeti: Davacılar, mirasbırakanın taşınmazlarını davalı kızlarına ölünceye kadar bakma sözleşmesi ve bağış yoluyla devretmesinin mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürmüştür. Hukuk Genel Kurulu, ölünceye kadar bakma sözleşmesinin geçerliliği için sözleşme tarihinde özel bakım gereksinimi şart olmasa da, mirasbırakanın asıl amacının bakılmak değil mal kaçırmak olması hâlinde sözleşmenin bağış niteliğinde kabul edileceğini ve 01.04.1974 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararı'nın uygulanacağını belirtmiştir. Muris muvazaasını diğer nispi muvazaalardan ayıran unsurun mal kaçırma amacı olduğu, bu amacın bulunmadığı hâllerde İçtihadı Birleştirme Kararı'nın uygulanamayacağı vurgulanmıştır. Somut olayda mirasbırakanın makul ölçüyü aşan oranda taşınmazını devretmesi ve mirasçılarla ilişkisi birlikte değerlendirilerek temlikin muvazaalı olduğu kabul edilmiş ve direnme kararı bozulmuştur.
- Makaledeki başlık: Hangi İşlemlerde Gündeme Gelir? ve Mal Kaçırma Amacı Şart
Karar 3
- Künye: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/1518, K. 2026/785, T. 09.02.2026
- Konusu: Muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemi; muris muvazaası ile tenkis davası arasındaki sınır.
- Özeti: Bir taşınmazın yarı payı mirasbırakandan davalı kızına, bu kızın da kendi payını başka bir kız kardeşe devrettiği olayda, Bölge Adliye Mahkemesi mirasbırakandan gelen payın mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı devredildiğini kabul etmiş, ancak davalı kızın kendi payı üzerindeki sonraki devrinin muris muvazaası davasının kapsamına girmediğini, bu iddianın ancak tenkis davasının konusu olabileceğini belirtmiştir. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi bu ayrımı ve kısmen kabul kararını onamıştır.
- Makaledeki başlık: Muris Muvazaası ile Tenkis Davası Arasındaki Fark
Dayanak İçtihatlar
- Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu, 01.04.1974, E. 1974/1, K. 1974/2
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2023/270, K. 2024/507, T. 09.10.2024
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2022/388, K. 2024/97, T. 14.02.2024
- Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/1518, K. 2026/785, T. 09.02.2026
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut olaya ilişkin hukuki danışmanlık yerine geçmez. Ahmet Geçgel Avukatlık Bürosu, Alanya.


