Nafaka Nedir? Nafaka Türleri Nelerdir?
Nafaka, boşanma sürecinde en çok soru işareti yaratan konuların başında gelir. Kimin kimden, ne kadar süreyle ve hangi gerekçeyle nafaka alacağı, davanın seyrine ve tarafların eko…
İçindekiler
- 01Nafaka Nedir?
- 02Nafaka Türleri Nelerdir?
- 02.11. Tedbir Nafakası
- 02.22. İştirak Nafakası
- 02.33. Yoksulluk Nafakası
- 02.44. Yardım Nafakası
- 03Nafaka Miktarı Nasıl Belirlenir?
- 04Nafaka Nasıl Artırılır, Azaltılır veya Kaldırılır?
- 05Nafaka Davalarında Dikkat Edilmesi Gerekenler
- 06Görevli ve Yetkili Mahkeme
- 07Sonuç
- 08Sık Sorulan Sorular
- 08.1Nafaka almak için boşanma davasının kesinleşmesi mi beklenmeli?
- 08.2Çalışan biri yoksulluk nafakası alabilir mi?
- 08.3İştirak nafakası çocuğun okul ücretini de kapsar mı?
- 08.4Yoksulluk nafakası ömür boyu mu ödenir?
- 08.5Nafaka alacaklısı başka biriyle birlikte yaşarsa ne olur?
- 08.6Anne-baba dışında akrabalar da nafaka isteyebilir mi?
- 08.7Nafaka miktarı sabit midir, değiştirilebilir mi?
- 08.8Ödenmeyen nafaka nasıl tahsil edilir?
- 09Makalede Kullanılan Yargıtay Kararları ve Özetleri
- 09.1Karar 1
- 09.2Karar 2
- 09.3Karar 3
- 10Dayanak İçtihatlar
Nafaka, boşanma sürecinde en çok soru işareti yaratan konuların başında gelir. Kimin kimden, ne kadar süreyle ve hangi gerekçeyle nafaka alacağı, davanın seyrine ve tarafların ekonomik durumuna göre değişir. Üstelik "nafaka" tek bir kurum değildir; kanun dört farklı nafaka türü öngörür ve her birinin şartı, süresi ve amacı ayrıdır.
Alanya'da aile hukuku dosyalarına bakan bir Alanya avukat olarak bu konuda en sık karşılaştığım sorular şunlar: Boşanma davası açılınca hemen nafaka alınabilir mi, çocuk için ödenen nafaka neleri kapsar, yoksulluk nafakası ömür boyu mu sürer ve nafaka nasıl artırılır ya da kaldırılır. Bu yazıda nafaka türlerini Türk Medeni Kanunu'nun ilgili maddeleri ve Yargıtay'ın güncel kararları ışığında açıklıyorum.
Nafaka Nedir?
Nafaka, bir kişinin kanunen bakmakla yükümlü olduğu kişiye, o kişinin geçimini sağlaması için ödediği para veya mal yardımıdır. Türk Medeni Kanunu, nafakayı tek bir başlık altında değil, farklı ilişki türlerine göre ayrı ayrı düzenlemiştir: eşler arasındaki nafaka, çocuğa yönelik nafaka ve akrabalar arasındaki nafaka.
Nafaka yükümlülüğünün temelinde iki fikir vardır: birincisi, evlilik birliği veya aile bağı süresince oluşan dayanışma yükümlülüğünün, ilişki sona erdikten sonra da belirli koşullarda devam etmesi; ikincisi ise kanunun, kendi geçimini sağlayamayan kişiyi korumasız bırakmamasıdır. Bu nedenle nafakaya hükmedilebilmesi için her zaman kanunda sayılan somut şartların gerçekleşmiş olması aranır; salt akrabalık veya eski eş olmak yeterli değildir.
Nafaka Türleri Nelerdir?
Türk hukukunda dört nafaka türü vardır: tedbir nafakası, iştirak nafakası, yoksulluk nafakası ve yardım nafakası. Bunlardan ilk üçü aile hukuku ilişkilerinden, sonuncusu ise akrabalık bağından doğar.
1. Tedbir Nafakası
Tedbir nafakası, boşanma veya ayrılık davası açıldığında, dava süresince tarafların ve varsa çocukların geçimini sağlamak için mahkemenin kendiliğinden aldığı geçici bir önlemdir. Türk Medeni Kanunu'nun 169. maddesine göre, boşanma veya ayrılık davası açılınca hâkim, davanın devamı süresince gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına, geçimine, eşlerin mallarının yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri kendiliğinden alır.
Tedbir nafakasının en önemli özellikleri şunlardır:
- Talep şartı aranmaz; hâkim bu önlemi re'sen, yani kendiliğinden alır.
- Yalnızca dava süresince geçerlidir. Boşanma kararı kesinleştiğinde tedbir nafakası kendiliğinden sona erer.
- Hem eş hem de varsa ortak çocuklar için ayrı ayrı belirlenebilir.
- Boşanma davası henüz açılmadan, evlilik birliği devam ederken eşlerden birinin diğerine katkı sağlaması gerekiyorsa, bu durumda Türk Medeni Kanunu'nun 197. maddesine dayanan bağımsız bir "katkı nafakası" davası açılabilir. Bu, tedbir nafakasından farklı bir dava türüdür.
Tedbir nafakasının hukuki niteliği uygulamada zaman zaman tartışma konusu olmuştur. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 05.03.2024 tarihli bir kararında bu ayrım açıkça ortaya konmuştur: Türk Medeni Kanunu'nun 169. maddesi gereğince hükmolunan tedbir nafakası, boşanmaya ilişkin hükmün kesinleşmesiyle kendiliğinden ortadan kalkar. Yani tedbir nafakasını almak için ayrıca bir "kaldırma" kararı beklemeye gerek yoktur; boşanma kesinleştiği andan itibaren tedbir nafakasının yerini, varsa yoksulluk ve iştirak nafakası alır.
2. İştirak Nafakası
İştirak nafakası, velayeti kendisine verilmeyen anne veya babanın, ortak çocuğun bakım, eğitim ve yetiştirilme giderlerine, ekonomik gücü oranında katılmasını sağlayan bir yükümlülüktür. Türk Medeni Kanunu'nun 182. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenir.
İştirak nafakası hakkında bilinmesi gereken en önemli nokta, kapsamının ne kadar geniş olduğudur. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 04.03.2026 tarihli kararında bu kapsam ayrıntılı biçimde açıklanmıştır. Karara göre iştirak nafakasının kapsamına yalnızca çocuğun temel bakım giderleri değil; yiyecek, giyecek, barınma, sağlık, dinlenme, eğitim, öğretim, harçlık, ulaşım, sosyal ve kültürel ihtiyaçlar ile çocuğun yaşı, eğitim dönemi ve gelişim seviyesine göre ortaya çıkan diğer zorunlu giderler de dahildir. Daire, bu nedenle okul ücreti ve eğitim giderlerinin iştirak nafakasından ayrı, bağımsız bir yükümlülük olarak değil, iştirak nafakasının içinde değerlendirilmesi gereken bir gider kalemi olarak görülmesi gerektiğini vurgulamıştır. Uygulamada "iştirak nafakası" ile "eğitim gideri" ayrı ayrı belirlenirse, infazda tereddüt ve yeni uyuşmazlıklar doğabileceği için, mahkemenin çocuğun tüm ihtiyaçlarını tek bir iştirak nafakası kalemi altında toplaması gerektiği belirtilmiştir.
Aynı kararda, Yargıtay iştirak nafakasının niteliğine de dikkat çekmiştir: Ana babanın bakım yükümünün doğal sonucu olan iştirak nafakası, çocuğun korunmasına yönelik olup kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle hâkim, taraflarca talep edilmese dahi kendiliğinden iştirak nafakasına hükmetmek zorundadır. Dairenin aynı kararında, iştirak nafakası davasında ıslah yoluyla nafaka miktarının artırılabileceği de, çocuğun üstün yararı gerekçesiyle kabul edilmiştir.
İştirak nafakası, velayet kimde olursa olsun, diğer ebeveynin ödemesi gereken bir yükümlülüktür ve çocuk reşit oluncaya kadar, eğitimi devam ediyorsa belirli koşullarla daha uzun süre talep edilebilir.
3. Yoksulluk Nafakası
Yoksulluk nafakası, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olan eşin, geçimini sağlamak için diğer eşten talep edebileceği nafaka türüdür. Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesine göre, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Kanun burada nafaka yükümlüsünün kusurunu aramaz; belirleyici olan, nafaka isteyen tarafın boşanma sonucunda yoksulluğa düşüp düşmeyeceğidir.
Yoksulluk nafakasında en çok karşılaşılan uyuşmazlık, talep eden tarafın gerçekten yoksulluğa düşüp düşmeyeceğinin tespitidir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 13.02.2025 tarihli kararı bu noktayı net biçimde ortaya koyuyor. Kararda, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek tarafın, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla mali gücü oranında süresiz nafaka isteyebileceği, nafaka yükümlüsünün kusurunun aranmadığı yinelenmiştir. Ancak somut olayda tarafların düzenli gelirlerinin birbirine yakın olduğu, nafaka talep eden tarafın da sürekli bir geliri bulunduğu tespit edildiğinden, boşanmakla yoksulluğa düşülmeyeceği kabul edilmiş ve yoksulluk nafakası talebinin reddi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Bu kararın da gösterdiği gibi, çalışıyor olmak veya düzenli bir gelire sahip olmak, tek başına yoksulluk nafakası talebini büyük ölçüde zayıflatır. Mahkemeler; tarafların gelirini, mal varlığını, sosyal güvencesini ve genel ekonomik durumunu bir sosyal-ekonomik durum araştırmasıyla değerlendirir.
Yoksulluk nafakasının önemli özellikleri şunlardır:
- Süresizdir; ancak bu, "hiçbir zaman sona ermez" anlamına gelmez. Belirli koşullarda kaldırılabilir veya miktarı değiştirilebilir.
- Toptan veya irat (aylık) biçiminde ödenmesine karar verilebilir.
- Talep eden tarafın kusurunun, diğer taraftan daha ağır olmaması gerekir. Eşit kusur hâlinde de yoksulluk nafakası istenebilir.
- Sadece mevcut değil, evlilik süresine, tarafların yaşına ve sosyal durumuna göre de değerlendirme yapılır.
4. Yardım Nafakası
Yardım nafakası, boşanmayla değil, akrabalık bağıyla ilgili bir nafaka türüdür. Türk Medeni Kanunu'nun 364. maddesinin birinci fıkrasına göre herkes, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve altsoyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür. Yani anne-baba, çocuk, büyükanne-büyükbaba, torun ve kardeşler arasında, birbirlerine karşı belirli koşullarla yardım nafakası yükümlülüğü doğabilir.
Bu nafaka türü uygulamada en çok, yetişkin ama yoksul durumda olan bir yakının, maddi durumu daha iyi olan akrabasından nafaka talep ettiği davalarda karşımıza çıkar. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin güncel kararlarında da bu ilke sık sık yinelenir: Çocuk ergin olduğu hâlde eğitimi devam ediyorsa, ana ve baba durum ve koşullarına göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde olmak üzere eğitimi sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlüdür. Bunun dışında kalan hâllerde ise, yoksulluğa düşecek üstsoy, altsoy ve kardeşler arasında yardım nafakası gündeme gelebilir.
Yardım nafakasının yoksulluk ve iştirak nafakasından temel farkı, boşanmaya bağlı olmamasıdır; evlilik hiç yaşanmamış olsa dahi, kanunda sayılan akrabalık ilişkisi ve yoksulluk şartı birlikte gerçekleştiğinde talep edilebilir.
Nafaka Miktarı Nasıl Belirlenir?
Nafaka miktarı, kanunda sabit bir rakam ya da oran olarak belirlenmemiştir. Türk Medeni Kanunu'nun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi doğrultusunda, mahkeme somut olayın koşullarına göre "uygun" bir miktar takdir eder. Bu değerlendirmede dikkate alınan başlıca kriterler şunlardır:
- Tarafların sosyal ve ekonomik durumu, geliri ve mal varlığı.
- Nafakanın niteliği (tedbir, iştirak, yoksulluk veya yardım nafakası olması).
- Günün ekonomik koşulları ve paranın alım gücü.
- İştirak nafakasında ayrıca çocuğun yaşı, eğitim durumu ve ihtiyaçları.
- Yoksulluk nafakasında evliliğin süresi ve tarafların yeniden evlenme ihtimalleri gibi hakkaniyete ilişkin unsurlar.
Nafakaya genellikle Türkiye İstatistik Kurumu'nun açıkladığı ÜFE/TÜFE oranında yıllık artış uygulanması da talep edilebilir ve mahkemeler bu talebi sıklıkla kabul eder.
Nafaka Nasıl Artırılır, Azaltılır veya Kaldırılır?
Nafaka miktarı, hükmedildiği tarihte sabit kalan bir rakam değildir. Türk Medeni Kanunu'nun 331. maddesine göre durumun değişmesi hâlinde hâkim, istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirleyebilir veya nafakayı kaldırabilir. Tarafların mali durumlarının değişmesi ya da hakkaniyetin gerektirmesi, artırım veya azaltım davası açmak için yeterli sebeptir.
Yoksulluk nafakası bakımından ayrıca özel bir kaldırma sebebi vardır. Türk Medeni Kanunu'nun 176. maddesi, nafaka alacaklısının evlenmesi hâlinde nafakanın kendiliğinden kalkacağını; evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi hâlinde ise mahkeme kararıyla kaldırılabileceğini düzenler.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 13.09.2023 tarihli kararı bu konuda somut bir örnek sunuyor. Davada, boşanma davası süren kadının dava tarihinde ve karar tarihinde başka bir erkekle fiilen birlikte yaşadığı tespit edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi, Türk Medeni Kanunu'nun 176. maddesinde nafaka alacaklısının evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşamasının yoksulluk nafakasının kaldırılması (burada verilmemesi) sebebi olacağını belirterek, kadının yoksulluk nafakası talebinin reddine karar vermiş; Yargıtay da bu kararı onamıştır. Karar, fiilen birlikte yaşama olgusunun yoksulluk nafakası talebini doğrudan etkilediğini gösteren güncel bir uygulamadır.
Bu noktada önemli bir ayrım şudur: Fiilen birlikte yaşama iddiasının kanıtlanması gerekir. Salt bir iddia yeterli değildir; tanık beyanı, ikametgâh kaydı, sosyal medya paylaşımları ve benzeri somut deliller bu tür davalarda belirleyici olur.
Nafaka Davalarında Dikkat Edilmesi Gerekenler
- Boşanma davası açılırken tedbir nafakası talebi ayrıca dava dilekçesinde belirtilmelidir; hâkim kendiliğinden alsa da net bir talep, sürecin sağlıklı işlemesine yardımcı olur.
- İştirak nafakası talep ederken, çocuğun eğitim, sağlık ve diğer giderlerini "ayrı kalem" olarak değil, iştirak nafakası kapsamında tek bir miktar hâlinde talep etmek, infazda karışıklığı önler.
- Yoksulluk nafakası talep eden tarafın kendi gelir durumunu net biçimde ortaya koyması, aksi yöndeki iddiaların (düzenli gelir, mal varlığı) önceden öngörülmesi gerekir.
- Nafaka alacaklısı fiilen bir başkasıyla birlikte yaşıyorsa, bu durumun nafaka hakkını nasıl etkileyeceği önceden değerlendirilmelidir.
- Ekonomik koşullar değiştiğinde, nafakanın artırılması veya azaltılması için her zaman ayrı bir dava açma hakkı bulunduğu unutulmamalıdır.
- Nafaka alacakları için icra takibi başlatılabileceği, ödenmeyen nafakaların birikerek takip konusu yapılabileceği göz önünde bulundurulmalıdır.
Görevli ve Yetkili Mahkeme
Nafaka davalarına aile mahkemeleri bakar. Aile mahkemesi bulunmayan yerlerde bu görevi asliye hukuk mahkemeleri, aile mahkemesi sıfatıyla yürütür. Boşanma davasına bağlı tedbir, iştirak ve yoksulluk nafakası talepleri genellikle boşanma davasıyla birlikte görülür. Bağımsız olarak açılan yardım nafakası davalarında ise yetkili mahkeme, kural olarak davalının yerleşim yeri mahkemesidir. Alanya'da yaşayan taraflar bakımından bu, genellikle Alanya'daki aile mahkemeleri anlamına gelir.
Sonuç
Nafaka, tek bir kurum değil, farklı amaçlara hizmet eden dört ayrı hukuki müessesedir. Tedbir nafakası, dava süresince geçici bir önlemdir ve boşanma kesinleşince kendiliğinden sona erer. İştirak nafakası, çocuğun bakım ve eğitim giderlerini geniş kapsamıyla karşılar ve kamu düzenine ilişkin olduğundan talep olmasa da hükmedilir. Yoksulluk nafakası, boşanma sonucunda yoksulluğa düşecek eşi korur, ancak talep edenin gerçekten bir gelirden yoksun olması aranır. Yardım nafakası ise boşanmadan bağımsız olarak, akrabalar arasındaki dayanışma yükümlülüğünden doğar.
Her nafaka türünün şartları, ispat yükü ve süresi farklıdır. Kendi durumunuzda hangi nafaka türünün ve hangi miktarın söz konusu olabileceğini değerlendirmek için dosyanızı bir Alanya avukat ile birlikte incelemeniz, hak kaybı yaşamamanız açısından önemlidir.
Sık Sorulan Sorular
Nafaka almak için boşanma davasının kesinleşmesi mi beklenmeli?
Hayır. Boşanma davası açılır açılmaz, dava süresince geçerli olacak tedbir nafakası talep edilebilir; mahkeme bu önlemi talep olmasa da kendiliğinden alabilir. Yoksulluk ve iştirak nafakası ise boşanma kararıyla birlikte belirlenir ve kararın kesinleşmesiyle devreye girer.
Çalışan biri yoksulluk nafakası alabilir mi?
Genel kural olarak, düzenli ve yeterli geliri olan taraf boşanmakla yoksulluğa düşmeyeceği için yoksulluk nafakası alamaz. Ancak gelirin kişiyi yoksulluktan kurtaracak düzeyde olup olmadığı her somut olayda ayrıca değerlendirilir.
İştirak nafakası çocuğun okul ücretini de kapsar mı?
Evet. Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına göre iştirak nafakası; yiyecek, giyecek, barınma, sağlık, eğitim, öğretim ve ulaşım gibi giderleri kapsar. Okul ücreti ayrı bir kalem olarak değil, iştirak nafakası içinde değerlendirilir.
Yoksulluk nafakası ömür boyu mu ödenir?
Yoksulluk nafakası süresiz olarak hükmedilir, ancak bu, hiçbir şekilde sona ermeyeceği anlamına gelmez. Nafaka alacaklısının evlenmesi hâlinde nafaka kendiliğinden kalkar; evlenme olmaksızın fiilen birlikte yaşama, yoksulluğun ortadan kalkması veya tarafların mali durumundaki değişiklik hâllerinde ise nafaka mahkeme kararıyla kaldırılabilir veya azaltılabilir.
Nafaka alacaklısı başka biriyle birlikte yaşarsa ne olur?
Yoksulluk nafakası alan taraf, evlenme olmaksızın bir başkasıyla fiilen evliymiş gibi yaşıyorsa, bu durum yoksulluk nafakasının verilmemesi veya kaldırılması sebebi olabilir. Bu husus, somut delillerle ispatlanmak zorundadır.
Anne-baba dışında akrabalar da nafaka isteyebilir mi?
Evet. Türk Medeni Kanunu'na göre herkes, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyuna, altsoyuna ve kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür. Bu, boşanmadan bağımsız bir yükümlülüktür.
Nafaka miktarı sabit midir, değiştirilebilir mi?
Hayır, sabit değildir. Tarafların ekonomik durumunda değişiklik olması veya hakkaniyetin gerektirmesi hâlinde, nafakanın artırılması, azaltılması ya da kaldırılması için her zaman dava açılabilir.
Ödenmeyen nafaka nasıl tahsil edilir?
Ödenmeyen nafaka alacakları için icra takibi başlatılabilir. Nafaka borcunu ödemeyen taraf hakkında, kanunda öngörülen şartlarla icra ve iflas hukuku kapsamında yaptırımlar da uygulanabilir.
Makalede Kullanılan Yargıtay Kararları ve Özetleri
Karar 1
- Künye: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/4458, K. 2025/1399, T. 13.02.2025
- Konu: Yoksulluk nafakası şartlarının oluşup oluşmadığı
- Özet: Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek tarafın, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla mali gücü oranında süresiz nafaka isteyebileceği, nafaka yükümlüsünün kusurunun aranmadığı belirtilmiştir. Ancak tarafların gelirlerinin birbirine yakın olduğu ve nafaka talep eden tarafın düzenli bir geliri bulunduğu tespit edildiğinden, boşanmakla yoksulluğa düşülmeyeceği kabul edilerek yoksulluk nafakası talebinin reddi gerektiğine hükmedilmiştir.
- Makaledeki yeri: "Yoksulluk Nafakası" başlığı
Karar 2
- Künye: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/10739, K. 2026/2494, T. 04.03.2026
- Konu: İştirak nafakasının kapsamı ve niteliği
- Özet: İştirak nafakasının, çocuğun temel bakım giderlerinin yanı sıra yiyecek, giyecek, barınma, sağlık, eğitim, öğretim, harçlık ve ulaşım gibi tüm zorunlu giderleri kapsadığı; okul ücreti ve eğitim giderlerinin ayrı bir yükümlülük olarak değil, iştirak nafakası içinde değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir. İştirak nafakasının çocuğun korunmasına yönelik olup kamu düzenine ilişkin olduğu, bu nedenle talep olmasa dahi hâkimin kendiliğinden hükmetmesi gerektiği ve ıslah yoluyla artırılabileceği vurgulanmıştır.
- Makaledeki yeri: "İştirak Nafakası" başlığı
Karar 3
- Künye: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/1087, K. 2023/3922, T. 13.09.2023
- Konu: Yoksulluk nafakası talebinin, nafaka alacaklısının fiilen bir başkasıyla birlikte yaşaması nedeniyle reddi
- Özet: Boşanma davası süren kadının, dava tarihinde ve halen başka bir erkekle fiilen birlikte yaşadığının anlaşılması üzerine, Türk Medeni Kanunu'nun 176. maddesi uyarınca nafaka alacaklısının evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşamasının yoksulluk nafakasının verilmemesi/kaldırılması sebebi olacağı gerekçesiyle kadının yoksulluk nafakası talebinin reddine karar verilmiş ve bu karar Yargıtay tarafından onanmıştır.
- Makaledeki yeri: "Nafaka Nasıl Artırılır, Azaltılır veya Kaldırılır?" başlığı
Dayanak İçtihatlar
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/4458, K. 2025/1399, T. 13.02.2025
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/10739, K. 2026/2494, T. 04.03.2026
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/1087, K. 2023/3922, T. 13.09.2023
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut olaya ilişkin hukuki danışmanlık yerine geçmez. Ahmet Geçgel Avukatlık Bürosu, Alanya.


